Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü kutladı.
Kıbrıs meselesinin tüm siyasi partilerin ortak sorumluluğu olan millî bir dava olduğunu vurgulayan Ekmen, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) egemen eşitliğinin uluslararası alanda savunulması gerektiğinin altını çizdi.
Kıbrıs Barış Harekâtı’nın Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan meşru hakları çerçevesinde yapıldığını ifade eden Ekmen, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “52 yıl önce, 20 Temmuz 1974 şafağında Türkiye Cumhuriyeti; yanı başındaki soydaşlarının kanının akıtılmasına, uluslararası antlaşmaların çiğnenmesine ve Kıbrıs’ın bir oldu bittiyle ilhak edilmesine seyirci kalmayacağını tüm dünyaya göstermiştir. Kıbrıs Barış Harekâtı, 1960 Garanti Antlaşması’nın meşru haklarına dayanarak sadece Türkler için değil, adadaki Rumlar için de barış ve huzuru tesis eden tarihi bir müdahaledir. O gün adaya inen paraşütler bir savaş için değil, yıllarca süren zulüm ve asimilasyonu sona erdirmek için inmiştir. Bugün Kıbrıs’ta huzur varsa ve kan akmıyorsa bunun yegâne teminatı 1974 ruhudur.”
Kıbrıs davasının siyaset üstü bir anlayışla ele alınması gerektiğini belirten Ekmen, harekâtın mimarlarını ve Kıbrıs davasının önderlerini rahmetle andı:
Tarihi Liderlere Anma: Zor günlerde aldıkları cesur kararlarla tarihe geçen merhum Başbakan Bülent Ecevit, merhum Necmettin Erbakan, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin liderleri Dr. Fazıl Küçük ve KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş rahmetle yad edildi.
Şehit ve Gazilere Minnet: Adanın toprağını vatan kılan aziz şehitlerimize rahmet, kahraman gazilerimize şükran dilekleri iletildi.
KKTC’nin geleceğine ve Türkiye ile olan ilişkilerine de değinen Mehmet Emin Ekmen, adanın prestijinin korunması gerektiğine dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Kıbrıs’ın, Türkiye Cumhuriyeti adına mafya, illegal suçlar, uyuşturucu ve kumarla anılan bir yer değil; gerçek anlamda bir ‘yavru vatan’, hukuk, adalet ve demokrasinin tam anlamıyla egemen olduğu bir devlet olarak hayatını sürdürmesi şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tutumuna ve kararlı çabalarına bağlıdır.”